Haber Detayı
01 Kasım 2018 - Perşembe 16:46
 
Denizli’de ucuz emek rezervi: Eğitimli İranlılar
DENİZLİ Haberi
Denizli’de ucuz emek rezervi: Eğitimli İranlılar

Binlerce eğitimli vatandaşı Batı’ya göç eden Türkiye eğitim seviyesi yüksek, beyaz yakalı sığınmacıların da vasıfsız işçi olarak güvensiz işlerde çalıştığı bir ülke haline geldi.

 

Euronews'in haberine göre Türkiye’de göçmenler yaygın olarak kayıt dışı istihdamda, özellikle emek-yoğun sektörlerde yer alıyorlar.

Pamukkale Üniversitesi öğretim üyeleri Dr. Aslıcan Kalfa-Topateş, Dr. Hakan Topateş ve araştırma görevlisi Nursel Durmaz’ın “Özgürlük Arayışında ‘Mecbur İnsan’ Olmak” başlıklı araştırması Denizli’de iş gücü piyasasındaki İranlı mültecilere odaklanıyor.

 

2008’de BM’nin LGBTİ bireyleri de mülteci statüsü kapsamına almasıyla 1979 İslam Devrimi’nden sonra iki büyük göç veren İran’dan üçüncü göç dalgası başladı.

 

Türkiye, İranlı göçmenler için transit ülke işlevi görüyor; İranlılar tarafından en fazla sığınma başvurusu da yapılan ülke. Türkiye’de İranlı sığınmacı sayısı 2009-2011 arasında yüzde 72 oranında arttı. BM 2017 verilerine göre Türkiye’de 32 bin İranlı sığınmacı ve mülteci yaşıyor.

 

Özellikle İranlı LGBTİ mültecilerin yoğunlaştığı Denizli, bugün 8 ila 10 bin İranlı göçmenden oluşan bir İranlı alt kültürü barındırıyor.

 

 

Emek sömürüsü, güvencesizlik, ayrımcılık


Araştırmaya konu olan İranlı LGBTİ bireyler, üçüncü ülkeye yerleştirilmeden önceki bekleme sürecinde Denizli’deki iş gücü piyasasında ucuz emek rezervi ve yedek iş gücü ordusunun bir parçası oluyorlar: “Denizli’de iş gücü piyasasında zaten yerli işçiler için var olan eğretilik, kayıt dışılık içeren ve çeşitli risklerle bütünleşen emek sömürüsü, İ̇ranlı göçmenler için çok daha şiddetli hale gelerek onları tabakalı iş gücü piyasası içinde adeta “tabaka altı” bir konuma yerleştiriyor.”

 

Yedek iş gücü oldukları için, ücretleri düşük tutuluyor; sınır dışı edilme korkuları, olumsuz koşullara rıza göstermelerine yol açıyor.

 

Göçmen emeği sömürüsü ve güvencesizliğin ayrımcılıkla birleşmesi İ̇ranlıları pek çok dezavantajla yüzleşmek zorunda bırakıyor.

 

Araştırmaya katılan İranlı göçmenlerin neredeyse tümü üniversite mezunu, İran’da beyaz yakalı işlerde çalışmış insanlar. Denizli’de ise düşük ücretli, uzun çalışma saatleri olan, işçi sağlığı ve iş güvenliği önlemlerinden yoksun işlerde çalışıyorlar.

 

Kentte İranlı işçiler yaygın biçimde tekstil sektöründe istihdam ediliyor. Katılımcılar bu sektörde ağır çalışma koşullarına, kötü muameleye dayanamayarak işi bıraktıklarını ya da cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğrayarak işten çıkarıldıklarını anlatıyorlar. İş bulamadığı için seks işçiliği yapmak zorunda kalanlar da var.

 

Tekstil sektöründe aldıkları ücretler asgari ücrete yaklaşamayacak ölçüde düşük, hizmet sektöründeyse biraz daha yüksek. Yerli işçiler ile İranlı işçiler arasında bariz ücret farklılıkları var; ücretler zamanında ödenmiyor ya da hiç ödenmiyor. Günlük çalışma süreleri 10 ila 18 saat arasında değişiyor.

 

Türkiye, İranlılar tarafından en fazla sığınma başvurusunun yapıldığı ülke

 

18 saat ayakta çalıştırılıyorlar


İşçi sağlığı ve iş güvenliği açısından en olumsuz koşullar yine tekstil sektöründe. İranlı göçmen Mohsen, çalıştığı tekstil atölyesinde işçilerin oturarak çalışmasına izin verilmediğini belirtip “Eğer tekstilde çalışmaya devam etseydim kazandığım tüm parayı doktora verecektim” derken, Emad bazen 18 saat ayakta çalıştığını aktarıyor. Araştırmaya katılanların çoğu özellikle havlu tekstilindeki tozlu ortamdan, işçilere koruyucu malzeme sağlanmamasından ve nefes darlığı problemlerinden, hatta ‘tükürüklerinden toz çıktığından’ bahsediyor.

 

Soğutma eksikliği yaz aylarında çok sıcak olan Denizli’de çalışmayı çok zorlaştırıyor. İranlı işçi Taher, çok küçük olan pencerelerden uzakta çalıştırıldıklarını aktarıyor: “Korkunçtu. Klima yoktu. Makine fazladan ısı yayıyordu. İşe bir şişe su götürüyor ve boynuma döküyordum. Patronun kliması vardı ama kendi önündeydi.” Emad ise “Sıcaklık 50 dereceyi buluyor ama müdür hiçbir şey yapmıyor.”

 

İşverenlerin ayrımcı ve yıldırma amaçlı davranışları da hem fiziksel hem psikolojik rahatsızlıklara yol açıyor. İşçilerin yabancı olmalarından kaynaklı ayrımcı tutum, LGBTİ oldukları anlaşıldığında artıyor. Yerli işçilere sağlanan bazı avantajlar İranlı işçilere sağlanmıyor: “Müdür yemek saati Türklere izin veriyor, bana vermiyor. Türkler bir yere gidiyor, benim gitmem yasak. Benim paramı kesiyor, Türklerinkini kesmiyor.”

 

Plastik sektöründe cinsel taciz, fiziksel şiddet

 

Tekstil sektöründe LGBTİ işçilerin cinsel yöneliminin/cinsiyet kimliğinin diğer işçiler tarafından ifşa edilmesine kadar varabilen ayrımcı tutum ve davranışlar gözlenebiliyor.

 

Yıldırma davranışına hizmet, inşaat ve tekstil sektörlerinde rastlanıyor. Araştırmanın katılımcılarından Farjad şöyle anlatıyor: “Restoranda çalışırken durumumu anladılar ve tüm zor işleri bana verdiler; sırtımda siyatik oldu. Bana mola verdirmediler, hep daha fazlasını yapmaya zorladılar. Bana zorla her gün restoranın çatısını temizlettiler. Ama 20 kere!”

 

Farjad, inşaat sektöründe çalışırken de gay olduğu öğrenildiğinde işveren tarafından kendisine günlük ücretin yarısının ödendiğini belirtiyor.

 

İranlı işçilere yönelik cinsel ve sözel taciz de gırla. Taher, tekstilde işverenin tutumunu “Ne zaman küfür etmek istese cinsel yönelimimizle ilgili küfrediyordu” diye anlatırken, trans bir erkek olan Sattar, plastik sektöründe çalışırken işçilerin cinsel tacizine ve fiziksel şiddetine maruz kaldığını söylüyor: “Elle taciz, tokat falan da vardı.”

 

Araştırmada da belirtildiği gibi, İranlı LGBTİ işçiler Denizli’de ‘araf’ koşullarında hayatlarını sürdürmeye çalışırken, cinsel kimliklerini korumaya dair zorluklarla mücadele ediyor, bir yandan da iş yerindeki kültürel, biyo-politik ve ekonomik bir baskı sisteminin içinde yer alıyorlar.

 

Kaynak : euronews

Kaynak: () - DİĞER Editör: Köksal İRER
Etiketler: Denizli’de, ucuz, emek, rezervi:, Eğitimli, İranlılar,
Yorumlar
Haber Yazılımı sanalbasin.com üyesidir