ABD, hep bu haydutluğu yapıyor. Dünya’nın polisliğine soyunan ABD, yaptığı her işi haklı ve kendisini eleştirilmez sanıyor. Gazze de binlerce kadın ve çocuk demeden insanları, gazetecileri öldüren Gazze’yi bombalarla yıkan insan kasabı Netenyahu ile 6. Görüşmesini yapıp bırakan ve Ortadoğu da ABD tetikçisi olarak Kullandığı İsrail Başbakanı Netenyahu’yu “Lahey İnsan Hakları Mahkemesince Tutuklama emri olan” Netenyahu’yu tutuklaması gerekirken onu bırakıp Venezüella da seçilmiş Cumhurbaşkanı Maduro’nun yatak odasına gece baskını yapıp Eşiyle birlikte zorbalıkla Amerika’ya kaçırıyor. Demokrasi ve İnsan hakları bumudur?
ABD’nin saldıracağını beklerken bir anda, Venezuela lideri Maduro ile eşini kaçırdığını duyduğumda, şok yaşadım. Hukukun ana görevlerinden biri güçlüye karşı, güçsüz olanı korumak, güçlü olanın saldırganlığına dur demektir. Hangi nedenle olursa olsun; hukuk, güçlü olanlar Hukuku çiğnenirse, orada hukukun üstünlüğü söylenemez. Bu yapılan resmen “haydutluktur”…
Birleşmiş Milletler (BM), II. Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası “Barış ve Güvenliği” sağlamak amacıyla 51 kurucu ülke tarafından 24 Ekim 1945 tarihinde resmen kurulmuştur.
ABD Yönetimi, Maduro ve Eşini Mahkemeye sevk ederken, Canlı yayınla ve medya helikopterlerinin havadan görüntülemelerine engel koymadan, Dünya kamuoyuna sunuyorlar. ABD Haklılığını ispatlamaya çalışıyor…
Ancak hiçbir neden BM üyesi bir ülkenin seçilmiş devlet başkanını, eşiyle birlikte askeri bir operasyonla, “haydutlukla” bir başka ülke tarafından kaçırılmasını haklı gösteremez. Hiçbir hukuki yaklaşım ABD’nin Venezuela’ya yönelik operasyonunu hoş görü ile karşılamaya izin vermez. Aslında ABD Başkanı Trump da anayasal tüm kurumları devre dışı bırakarak, gerçekleştirdiği eylemin örnek olamayacağını biliyor. Bildiği için de, tüm olumsuz nitelemeleri hak eden operasyon sonrası, “Böyle bir operasyonu bir başka ülke yapamaz” dedi.
ABD’nin Venezuela operasyonu sonrası barış ve güvenlik amaçlı hiçbir anlaşmanın güvenilirliği kalmadı. Aslında bölgemizin ‘Küçük ABD’si İsrail de’ benzer davranış içinde değil mi?
ABD’nin Venezuela lideri Maduro ile eşini kaçırması, Amerika’nın Latin Amerika ülkelerine ilk müdahalesi değil. Kendi çıkarları ile uyumlu görmediği iktidarları devirme konusunda ABD’nin dosyası kabarıktır…
Dünya Savaşı sonrası ‘Soğuk Savaş’ döneminde ABD İstihbarat Teşkilatı CIA’nın desteklediği darbelerle, demokratik bir şekilde iktidara gelmiş. ABD’ye eleştirel bakan iktidarlar devrildi. Buna en çarpıcı örneklerden biri, Şili Devlet Başkanı Salvador Allende’nin, 1973 yılında ABD desteğini arkasına alan General Augusto Pinochet’nin darbesi ile iktidarını kaybetmesidir…
Tam üç yıl sonra bu kez CIA Arjantin’de görevdeydi. 1976’da da yandaş askerlere destek vererek, ülkenin meşru yönetiminin darbeyle iktidardan uzaklaştırılmasına neden oldu…
ABD, 1970’ler ve 1980’lerde Condor Planı olarak adlandırılan operasyonlarla; Şili, Arjantin, Uruguay, Paraguay, Bolivya ve Brezilya gibi ülkelerde, askerî rejimlerle eşgüdüm içinde, işkenceler, kovuşturmalar ve siyasi suikastlara, imza attı…
MADORU İLE EŞİNİ KAÇIRMASI ABD’NİN İLK SABIKASI DEĞİL!
3 Ocak 1990’da da sıra Panama’daydı. Panama Devlet Başkanı Noriega, 1989’da Panama’ya saldıran ABD güçlerine teslim olmuştu. 1992’de ABD’de yargılanan Noriega, uyuşturucu ticaretinden suçlu bulunmuş, 2017’de ölene dek cezaevinde kaldı…
ABD Irak saldırısı ve yakaladıkları Saddam’ı ABD, Iraklılara teslim edip, Irak Mahkemelerince Saddam 2006 yılında idam edildi...
Hukuk ve Adalet Terazisi kırılmış bir adalet, sadece bugünü değil, yarını da karartır. Birine tanınan keyfilik, zamanla herkes için tehdit haline gelir.
