Mersin de dünyaya gelen, Lise yıllarına kadar Mersin ve daha sonra hayatında ağır basan Tiyatro Oyunculuğu Haldun Dormen’i İstanbul’a taşıdı. Haldun Dormen, Hayatı boyunca yaptığı çalışmalarda, Tiyatro, Sinema, Dizilerde, gördüğü insanları, dokunduğu kişileri adeta sanatçı yapan ve arkasında yüzleri bırakıp giden Haldun Dormen Ustaya binler arkasından ağlıyor. Gözü yaşlı bir sanat çevresi arkasında bıraktı…
Türk tiyatrosu, Türk Sineması, büyük bir ustasını kaybetti.
Ben kendisini İzmir Fuarı’nın Fuar olduğu yıllarda tanımıştım. Kendisiyle o yıllarda çalıştığım Yeni Asır Gazetesi için röportaj yapmıştım. Kendisi bir sanatçının ötesinde; bir öğretmenin, sanat alanında bir yol gösteren, bir umut taşıyıcısının aramızdan ayrılışını büyük bir hüzünle karşılıyorum…
Haldun Dormen’in vefatını sanat dünyasında büyük bir üzüntü yarattı. Ölümüne kadar kendisini sahne, Tiyatro ve sinema oyunlarına adamıştı. Yüzlerce sanatçı yetişmesinde Hocalık yaptı…
Onunla tanışma ve uzun bir söyleşi yapma onuruna erişmiş biri olarak içimde derin bir minnet ve tarifsiz bir hüzün taşıyorum.
Dormen, yalnızca sahnede var olan bir isim değildi. O, sahnenin ta kendisiydi. Oynadığı her oyunu günün şartlarına uydurdu ve adeta bir dantel gibi işlerdi…
Girdiği her mekânı, dokunduğu her insanı, baktığı her hayatı güzelleştiren nadir Tiyatro Ustasıydı. Güler yüzüyle, inceliğiyle, disiplinle yoğrulmuş zarafetiyle, hep şık, hep entelektüel, hep üretken, hep umut doluydu. Gülen gözleri, neşeli ses tonu, bulunduğu ortamdan dalga dalga yayılan enerjisiyle kalplere girerdi…
Çok sevdiği Tiyatroyu ve Hayatı dolu dolu yaşadı.
Ama “dolu dolu” demek bile yetmiyor. Bir yaşama, yüz yaşama yetecek kadar emek, tutku, üretim ve insan sığdırdı. Yüzlerce sanatçı yetiştirdi; binlercesinin hayatına dokundu. Kimi zaman sahnede, kimi zaman kuliste, kimi zaman bir prova arasında söylenen tek bir cümleyle…
“Yaparsın şekerim. Devam et”
Bu iki kelime, yalnızca bir motto değil; bir dünya görüşüydü.
İnsana, kendi içinde bile göremediği yeteneği gösteren bir bakıştı bu.
Haldun Dormen, insanların eksiklerine değil; potansiyellerine bakan bir ustaydı. Sertliği disiplinindeydi ama hitabı hep şefkatliydi. Sevgiyle öğreten, incitmeden yönlendiren, umut aşılayan bir hocaydı…
“Umut” kelimesini ağzından hiç eksik etmezdi.
“Umut, umut, umut… Umudunuzu hiçbir zaman yitirmeyin” derken bunu sadece öğrencilerine değil, hayata seslenir gibi söylüyordu. İnişlerin kaçınılmaz olduğunu ama her inişin bir çıkışı olduğunu bilerek yaşamayı öğütlüyordu. Kabullenmenin, hayata direnmemenin ve üretmeye devam etmenin bilgeliği vardı onda…
Beni, bizi arzu eden her Şehire “Çağırın, gelirim” derken bu bir nezaket cümlesi değil; içten bir aidiyetin ifadesiydi. Babasına, köklerine ve onu bugünlere taşıyan değerlerle saygısıyla ve kurduğu bağ; onun karakterinin en güçlü parçalarından biriydi. Evet Türk tiyatrosu büyük ustasını kaybetti, evet. Ama geriye çok şey bıraktı. Sahneler, oyunlar, müzikaller, kitaplar, belgeseller…
Ama en çok da’ insan sanatçı’ bıraktı.
Yetiştirdiği sanatçılarla, dokunduğu hayatlarla, ilham verdiği kuşaklarla yaşamaya devam edecek. Hiç şüphem yok; gittiği yeri de güzelleştirecek. Bu dünya da yaptığı iyilikler yetiştirdiği sanatçıların duaları karşısına çıkacak…
Türk tiyatrosu büyük bir ustasını kaybetti ama o, ardında çok güçlü bir sanatçı miras bıraktı… Umutla, zarafetle, disiplinle ve sevgiyle örülmüş bir miras bıraktı…
Hoşça kal büyük usta. Allah’ın rahmetiyle uğurlar olsun be Haldun Dormen usta…
