Ben, 5 çocuklu çiftçi bir ailenin en küçük kız çocuğu olarak köyde büyüdüm .1 yaşında ateşli bir hastalıkta, penisilin iğnesinin damara denk gelmesiyle sol bacağımı kaybettim. Belli yaşa kadar hiç yürüyemedim,ellerimin üzerinde süründüm. ilkokulu, köydeki o kadar iş yoğunluğuna rağmen, annemin sırtında bazen babamın, ablamın, bazen şu an öğretmenlik yapan abimin sırtında bitirdim.
Çoğu zaman ailemle birlikte sabahın karanlık ve ayazında, ekin tarlalarında, tütün tarlalarında, kah ellerimin üstünde sürünerek kah koltuk değneklerinden destek alarak çalıştım. Çoğu zaman ellerimin tütün acısıyla,acı soğanı ekmeğin arasına katık yaparak, şekerle suyu karıştırıp şerbet niyetine içerek karın doyurdum .Herkes gibi kahvaltımızda,bal, reçel, çikolata, zeytin, peynir olmadı. Yeni kıyafetlerim, ayakkabılarım, boya kalemlerim olmadı.
Abilerimden kalan defter yapraklarını kullandım çoğu zaman! Okumayı severdim, ancak maddi imkansızlıktan kitap alamazdım. Yollarda bulduğum gazete parçalarını okurdum. Çoğu kez geceleri, harman zamanı tarlalarda iki tekerlekli kağnı içinde gökyüzüne bakarak, hayaller kurarak uyurdum .Evimiz miras, tek odalı kerpiç ev, altında inekler üstünde tek oda içinde 5 kardeş, annem ve babamla yıllarca yaşadık. Köyde en fakir evdi ve memurlar, amirler hiç evimize gelmezdi.
Ama o tek odalı kerpiç evden; memurlar, öğretmenler çıktı. Ben arkadaşlarım gibi yürüyemiyordum! Onların arasına girip koşup oynayamıyordum ama hayaller kuruyordum. Hayallerimde yürüdüm, koştum, gelinlik giydim, bazen öğretmen, bazen doktor ,bazen de hemşire oldum. Benim hayatımı değiştiren, devletin memuru olarak, Cemile KURU olarak karşınıza çıkaran! Çocuklarım aç kalmasın diye gecenin yarısı kalkıp hamur yoğuran, üşümesinler diye dağlardan sırtında odun getiren, hepimizin önüne o nasırlı elleriyle sofra kuran, yemeyip yediren, giymeyip giydiren, saçlarını süpürge eden evlatlarının kimini memur, kimini öğretmen yapan, ömür hayatında hiç rahatlık görmemiş çileli kadın ANAM! Ona eşlik eden yine hakkı ödenmez BABAMDI! Mekanları cennet olsun...
Bütün herkes bana sakat, okuyamaz, yapamaz, düşer, şaşar, kendine mukayyet olamaz derken bütün engelleri aşıp iki tane üniversite okumuş ve bitirmiş, sakat diye evlenemez diyenlere inat evlenmiş bir kız çocuğu annesi olarak karşınızda Cemile KURU! Tapu memuru ,şair ve yazar olarak varsam yine annesiz büyümüş ,fakirliğin yokluğun içinde 5 çocuklu elleri nasırlı köylü kadının emeğiyle varım ve ona eşlik eden babasız yetim büyüyen yıllarca yamalı pantolonuyla ömür geçiren çiftçi babamın da desteğiyle varım!
Benim gibi imkansızlıklar içinde büyüyen binlerce kadına ilham olmak için varım!.Hiç engel görmeden ,herşeye rağmen cihaz yardımıyla bastonlar yardımıyla da ayakta dimdik durarak, azimle, kararlılıkla mücadele verip imanımdan güç alarak, Allah'ın izniyle gerçekleştirmeye inanan ve çabalayan bir kadın olarak varım!
Benim hikayem tek ayağı üzerine koltuk değneklerinden güç alarak ,çiftçilik yaparak fakir bir ailenin çocuğu olarak büyümüş köylü bir kızın hikayesi olabilir...
Şu mesajı vermek istiyorum aslında ..Siz kadınlar yaratılma gayesini bilerek ,inancınızdan , imanınızdan güç alırsaniz, azmederseniz değerinizi bilirseniz kendinizle barışık olursanız pes etmeden mücadele ederseniz yapamayacağınız hiç bir şey yoktur!.
Bir gün herkes sizin de hikayenizi ve başarınızı konuşmaya başlar...
Emeğiyle ve varlığıyla dünyayı güzelleştiren kadınların sadece 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yada Anneler Günü olarak değil! "Cennet annelerin ayakları altındadır! Kadınlar size Allah'ın emanetidir, onlara hayırla muamele edin ve Allah'tan korkun!" diyen ,her gün kadına değer vermenizi ve sevmenizi emreden İslam dininin değer verdiği kadınların her gününü değerli görüyorum ve dünyada savaşın içinde mağdur kalan, zulme uğrayan, sırf müslüman olduğu için eziyet gören,tecavüze uğrayan, çığlıkları duyulmayan kadınlar için de dua ediyorum .
Ama şunu unutmayın ki; kadın anadır, kadın yardır, yuvayı yapandır ve ayakta tutandır! Kadın candır, vatandır, yaslandın mı çınar, sardın mı umuttur!.. Kadın eştir, kardeştir, yoldaştır. Allah'ın cenneti ayakları altına serdiği emanettir. Kadın isterse sadece kendi hayatını değil, bir toplumun kaderini değiştiren, sabah güneşi gibi dünyayı parlatandır...
Selam olsun kıymetini bilenlere !...




