AHMET SANCAR
Köşe Yazarı
AHMET SANCAR
 

Kütüphane Deyip Suçu ve Günahı Arşivlemişler

Türkiye günlerdir aynı ismi konuşuyor: Kütüphane. Bir mekân... Ama öyle sıradan bir yer değil. İçinde kahve değil “karanlık işler” pişiyor, kitap değil “dosyalar” çevriliyor, raflarda bilgi değil gizlilik dizili. Sanat, medya, iş dünyasından isimlerin gelip gittiği; fotoğraf çekmenin yasak olduğu; “mahremiyet garantisi”yle pazarlanan bir yer. Yani adına bakınca kütüphane, içine girince tam bir sır deposu. Ve sormak lazım Bu ismi kim koydu? Niye “Kütüphane” dedi? Kütüphane dediğin yer bilgiyle dolu olur, aydınlıktır. Burası tam tersi… Karanlık, sessiz ve derin. Ama daha vahimi şu: Bu ismi kim kabul etti? Ruhsatı kim verdi? Kim “Olmaz kardeşim, bu isim bu mekâna yakışmaz!” demedi? Bu isim onaylanırken hiç mi biri çıkıp “Burada alay var, ironi var, topluma saygısızlık var” demedi? Ve şimdi herkes aynı soruyu soruyor: Bu yer hâlâ açık mı? Eğer açıksa nasıl açık kalabiliyor? Eğer kapatıldıysa neden kamuoyuna açıklanmadı? Neden hâlâ kimse “Bu mekân faaliyetlerine son verilmiştir” diyemiyor? Asıl soruysa şu: Bu kadar olayın, gözaltının, ifşanın yaşandığı bir yerde, devletin istihbaratı hiç mi duymadı, hiç mi görmedi? Yıllarca oraya kimlerin girdiğini, kimlerin çıktığını hiç mi merak etmedi? Bir şehirde, bir semtte herkesin konuştuğu şeyi devlet mi duymadı? Yoksa duyanlar da “bir şey olmaz” deyip üstünü mü örttü? Bakın mesele sadece bir mekân değil… Mesele, bu ülkede karanlığa göz yuman bir kültürün kök salmış olması. Mesele, suç işlenene kadar sessiz kalan bir denetim anlayışı. Mesele, sadece suçu değil, suça zemin hazırlayan ortamı da görmezden gelmek. Ve en acı tarafı şu: Gerçek kütüphaneler sessiz, ıssız, unutulmuş durumda. Ama “Kütüphane” tabelası asan bu yerler ışıl ışıl, kalabalık, canlı! Bilginin değil, günahın arşivlendiği yeni çağın “modern ahlaksızlık kütüphaneleri”… Sahi… Daha bunun gibi kaç “Kütüphane” var bu ülkede? Kaçı farklı isimlerle aynı karanlığı yaşatıyor? Ve biz, her seferinde duvarların arkasında dönen oyunları duyduğumuzda neden bu kadar şaşırıyoruz? Yoksa, şaşırıyormuş gibi mi yapıyoruz?
Ekleme Tarihi: 18 Aralık 2025 -Perşembe

Kütüphane Deyip Suçu ve Günahı Arşivlemişler

Türkiye günlerdir aynı ismi konuşuyor: Kütüphane.

Bir mekân...

Ama öyle sıradan bir yer değil.

İçinde kahve değil “karanlık işler” pişiyor, kitap değil “dosyalar” çevriliyor, raflarda bilgi değil gizlilik dizili.

Sanat, medya, iş dünyasından isimlerin gelip gittiği; fotoğraf çekmenin yasak olduğu; “mahremiyet garantisi”yle pazarlanan bir yer.

Yani adına bakınca kütüphane, içine girince tam bir sır deposu.

Ve sormak lazım

Bu ismi kim koydu?

Niye “Kütüphane” dedi?


Kütüphane dediğin yer bilgiyle dolu olur, aydınlıktır.

Burası tam tersi…

Karanlık, sessiz ve derin.

Ama daha vahimi şu:

Bu ismi kim kabul etti?

Ruhsatı kim verdi?

Kim “Olmaz kardeşim, bu isim bu mekâna yakışmaz!” demedi?

Bu isim onaylanırken hiç mi biri çıkıp “Burada alay var, ironi var, topluma saygısızlık var” demedi?


Ve şimdi herkes aynı soruyu soruyor:

Bu yer hâlâ açık mı?

Eğer açıksa nasıl açık kalabiliyor?

Eğer kapatıldıysa neden kamuoyuna açıklanmadı?

Neden hâlâ kimse “Bu mekân faaliyetlerine son verilmiştir” diyemiyor?

Asıl soruysa şu:

Bu kadar olayın, gözaltının, ifşanın yaşandığı bir yerde, devletin istihbaratı hiç mi duymadı, hiç mi görmedi?

Yıllarca oraya kimlerin girdiğini, kimlerin çıktığını hiç mi merak etmedi?

Bir şehirde, bir semtte herkesin konuştuğu şeyi devlet mi duymadı?

Yoksa duyanlar da “bir şey olmaz” deyip üstünü mü örttü?

Bakın mesele sadece bir mekân değil…

Mesele, bu ülkede karanlığa göz yuman bir kültürün kök salmış olması.

Mesele, suç işlenene kadar sessiz kalan bir denetim anlayışı.

Mesele, sadece suçu değil, suça zemin hazırlayan ortamı da görmezden gelmek.

Ve en acı tarafı şu:

Gerçek kütüphaneler sessiz, ıssız, unutulmuş durumda.

Ama “Kütüphane” tabelası asan bu yerler ışıl ışıl, kalabalık, canlı!

Bilginin değil, günahın arşivlendiği yeni çağın “modern ahlaksızlık kütüphaneleri”…

Sahi…

Daha bunun gibi kaç “Kütüphane” var bu ülkede?

Kaçı farklı isimlerle aynı karanlığı yaşatıyor?


Ve biz, her seferinde duvarların arkasında dönen oyunları duyduğumuzda neden bu kadar şaşırıyoruz?

Yoksa, şaşırıyormuş gibi mi yapıyoruz?

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve denizli20haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.