Kimi insan vardır, görev yaptığı kurumun duvarlarını aşar. Kimi de masa başında oturur ama bir adım bile ileri gidemez.
Emekli Müftü Osman Artan, birinci gruptandı.
Kendisiyle Van’da tanıştım.
O dönemlerde görev bilinciyle, samimiyetle ve ilgisiyle fark yaratan, sıra dışı bir müftüydü.
Sporla ilgisi sadece seyirci merakı değildi.Disiplinini, takım ruhunu, azmini işine taşımıştı.
Koyu bir Fenerbahçeliydi.
Hiçbir maçını kaçırmazdı.
Ama asıl ilgisini insan ilişkilerine, saygıya ve iletişime verirdi.
Tenise de o kadar meraklı olmuştu ki, bir gün bana “Tenis oynamayı öğrenmek istiyorum,” dedi.
İstediğini de yaptı.
Kısa sürede öğrendi, birlikte kortta buluştuk.
Hatta o korta yalnız gitmedik.
İlin bürokratlarını, vali yardımcılarını da davet ettik.
Hep birlikte raket salladık, ter döktük, örnek olduk, paylaştık.
Bu sadece bir spor faaliyeti değil, aynı zamanda iletişim, uyum ve kaynaşma dersi gibiydi.
Çocuklara ve gençlere de örnek olsun diye, o oyunu sadece izlemekle kalmadı — bizzat oynayarak liderlik etti.
Spor onun için bir “etkinlik” değil, bir yaşam biçimiydi.
Tenisle yetinmedi.
Van’ın ve Burdur'un karlı tepelerinde kayak yapmayı da öğrendi.
Karda kayak yapan, kortta raket sallayan bir müftü...
Alışılmış kalıpların çok ötesinde bir görüntüydü bu.
Ama tam da bu yüzden Osman Artan, görev yaptığı her yerde kalıpları değil, önyargıları kıran bir isim olarak anıldı.
Burdur’da da spora ve iletişime olan ilgisini aynı canlılıkla sürdürdü.
Hatta orada bir tenis kulübünün kuruluşunda ve yönetiminde yer alma derecesine kadar ilerletti bu ilgisini.
Spora olan tutkusunu, toplumsal etkileşimi güçlendiren bir araca dönüştürmeyi başardı.
Her gittiği şehirde spora, hayata ve insana dair yeni bir enerji taşımayı başardı.
O dönemde sosyal medya henüz yeniydi.
O, bunu fark eden az sayıdaki bürokratlardandı.
Facebook’ta insanlarla temas kurdu, Twitter’da düşüncelerini sade ama etkileyici biçimde paylaştı.
Kendisini “tanıtmak” için değil, insanlarla temas etmek için yaptı bunu.
Bu da onu klasik bir bürokrat olmaktan çıkarıp, modern dönemin diyalog müftüsü haline getirdi.
Her ne kadar “iletişim uzmanı” unvanı taşımıyorsa da, birçok uzmandan çok daha iyi iletişim kurardı.
Protokolü ezberlemezdi, insanı ezberlerdi.
- Disiplinliydi ama soğuk değildi.
-Kapısı her zaman herkese açıktı.
Yıllar sonra Burdur’da yollarımız yeniden kesişti.
Bu kez tecrübeyle, olgunlukla, birikimiyle konuşan bir liderdi karşımda. Uzun yıllar idarecilikte kalmasının tesadüf olmadığı ortadaydı.
Sadece bilgiyle değil, iletişimin gücüyle yönetmeyi başarmıştı.
Bugün Facebook’ta bir paylaşımı dikkatimi çekti:
Bu yazıyı bu fotoğraf karesinden etkilenerek kaleme aldım.
Emekli Müftü Osman Artan paylaşımında diyor ki:
“Güzel bir vefa örneği; Diyanet İşleri Başkan Yardımcımız Sayın Hafız Osman Şahin, Antalya İl Müftüsü Aydın Yığman ve Kemer İlçe Müftüsü Muttalip Karataş hanemizi ziyaret ettiler.
Teşekkür ediyoruz. Allah ziyaretlerini kabul eylesin.”
Sayın Artan bunu “vefa” olarak nitelendirmişti.
Ben ise bir adım öteye gidiyorum.
Bu, yalnızca vefa değil; iletişimin, liderliğin ve insan ilişkilerinin gücünün ta kendisi. Çünkü gerçek vefa, yıllar sonra bile kapısını çalabilmektir.
Gerçek etki, makam bitince de dostluğun sürmesidir.
Ve Osman Artan tam da bunu başarmıştır.
Bugün pek çok yönetici, unvanını yitirince adeta silinir.
Oysa iletişim kurabilen, dinleyen, gönül veren insanlar, makamdan değil, itibardan emekli olurlar.
Memuriyetinin son durağı kendi memleketiydi.Uzun yıllar Antalya İl Müftülüğü yaptı.
Orada spor adına neler yaptığını tam bilemiyorum ama şundan eminim:
İnsan ilişkilerinde bıraktığı iz, oradaki dağlarda yankılanmaya devam ediyor.
Bu yönüyle, görev yaptığı her şehirde kalıcı bir insanlık mirası bırakmış isimlerden biriydi.
Sayın Müftü Osman Artan, sadece görev süresinde değil, görev bittikten sonra da hatırlanan, aranan, sevilen bir müftü olarak hafızalarda yer etti.
Sadece görev süresinde değil, görev bittikten sonra da hatırlanan, aranan, sevilen bir müftü.
Ve bu çağda, inanın, bu sıfatların hiçbiri küçümsenecek şeyler değildir.
Makamlardan değil, gönüllerden emekli olmak...
Asıl başarı budur.
