Geçtiğimiz günlerde Denizli Gazeteciler Cemiyeti'nde yapılan o basın toplantısını takip edenler hak vermiştir; Türk tarihinin en büyük düğümlerinden biri nihayet çözüldü. Yıllardır "Acaba nerede bu Miryokefalon?" diye kafaları yoran tartışmaların en büyük sebebi zaten ortada bir kalenin olmamasıydı, değil mi?
♦️1176 Derneği Başkanı Doç. Dr. İbrahim Balık ile Prof. Dr. Hasan Kara kameraların karşısına geçti, tane tane anlattı. Prof. Dr. Hasan Kara’nın o toplantıda söyledikleri gerçekten tarihe not düşülecek cinsten: Adamlar tam 10 yıldır bölgede iğneyle kuyu kazıyor.
Hadi gelin, işin detaylarına yakından bakalım:
✅BİR: Olayın özeti şu: Bizans tarihçisi Honazlı Niketas’ın anlattıklarının izini sürmüşler. Ordu Honaz’dan Dinar istikametine yürümüş, Homa’ya ulaşmış ve oradan yıkık Miryokefalon Kalesi’nin yanından geçip yaklaşık 10 millik o meşhur vadiye girmiş.
✅İKİ: İşte o tarif edilen, aranan o vadinin tam olarak Kufi Vadisi olduğu ortaya çıktı. Haliyle kalenin de vadinin girişinde aranması gerektiği fikriyle yola çıkan hocalar, sonunda haklı çıktı. Kaleden eser yok diyenlerin de defteri böylece kapandı.
✅ÜÇ: Öyle küçük bir yıkıntı falan sanmayın; 150 dönümü aşan, yer yer 300 dönüme varan devasa bir alanda sur temelleri, burçlar, sarnıçlar tıkır tıkır gün yüzüne çıkarıldı.
✅DÖRT: Zamanlama da şahane doğrusu. Zaferin 850. yılı kutlamaları tam da bu büyük keşfin coşkusuyla birleşiyor. 16-18 Eylül tarihleri arasında Çivril’de panelden mehtere, cirit gösterilerinden saha gezilerine kadar yer yerinden oynayacak. Şahsen ben bu heyecanı sonuna kadar destekliyorum.
✅ BEŞ: Sonuç net arkadaşlar. Bu saatten sonra kimse "Miryokefalon Kalesi nerede?" edebiyatı yapmasın. İbrahim Balık ve Hasan Kara hocalarımızın, bölgeyi adeta iğneyle kuyu kazarak inceleyen bu kıymetli bilim heyetinin ve emeği geçen tüm akademisyenlerin yüreğine sağlık. Hem Denizli turizmi kazançlı çıkmıştır hem de Selçuklu tarihi okumalarımız hak ettiği yere oturmuştur. Hayırlı uğurlu olsun!
