ISMAHAN ÇERİBAŞI
Köşe Yazarı
ISMAHAN ÇERİBAŞI
 

NATO DEĞİL NATO ZİRVESİ (Uyandırma seansı, önce kendimi)

07.05 treni... 6 Temmuz 2026... Yazlık siyah ayakkabı, ütülü siyah kumaş pantolon, siyah gömlek, siyah kasket, siyah kravat ve onun üzerinde altın rengindeki Zülfikar kılıcı kravat iğnesi; parmağındaki altın yüzük ile birbirini dengeliyordu. Düzensiz uzamış, pala bıyıktan biraz daha kısa ama dağınık bıyık yapısı geniş yüzüne o kadar yakışmış ki... Yerine aheste aheste yerleştikten sonra gözlüklerini çıkarıp siyah çapraz çantasından okuma gözlüklerini çıkaran, 80’inin üzerinde olduğunu tahmin ettiğim bu delikanlı, yazarını göremediğim "Kıssadan Hisse" kitabını çıkarıp okumaya başladı. Hafta sonu arkadaşımın "tam senlik" diye verdiği İsmail Hakkı Aydın'ın kitabını çantaya atmayı unuttuğum için kendi kendime söylenirken, sabah treninde kalemi elime aldıracak adamı görmek sevindirmişti. Kalın, belirgin damarları ve elinin üzerindeki siyah noktaları anlatmaya çalışırken aklıma dün akşam bir büyüğümün telefonda "NATO ile NATO zirvesi" arasındaki farkı konuşmamız geldi. Ben ısrarla "NATO" derken, büyüğümün "NATO zirvesi" hakkındaki çıkarımı beni bu 80’lik delikanlı hakkında yazı yazmaktan alıkoyuyordu. "Bırak adam ne giyerse giysin, ne okursa okusun, sana ne?" deyip kendi gündemime evriliyorum. NATO değil, NATO ZİRVESİ! Sabah treninin dinginliği ile siyasetin oluşturduğu gerçeklik arasında gidip gelen düşüncelerim top gibi... Bir yanda "80’lik delikanlı"nın zamana meydan okuyan duruşu, diğer tarafta ise Ankara’da bir tarihsel dönüm noktasına hazırlanan, gerilimi ve ağırlığı yüksek bir NATO zirvesi... NATO zirvesine dair: 6-12 Temmuz tarihleri arasında birçok kamu personeli idari izinli sayılacak. Protokol güzergahları, konaklama yerleri ve zirve alanı "kırmızı alan" olarak belirlendi. Esenboğa Havalimanı ana kullanım noktası olurken Akıncı Üssü ve genişletilen Etimesgut havalimanları da hazır hâlde. Bütün alınan bu tedbirler, NATO Güvenlik Ofisi ile koordinasyon içinde yürütülüyormuş. Zirve haftası boyunca şehir genelinde toplam 4 bin 434 adet açık hava iletişim noktasında farklı konseptlerde tanıtımlar yapılacağına iyi tarafından bakıyorum. Bakışımı, 48 bin 841’i emniyet, 7 bin 447’si jandarma personeli olmak üzere toplam 56 bin 288 güvenlik personelinin görevlendirileceği bilgisi çarpıyor. "Güzel," deyip ülkemizdeki en ufak sıkıntının girdileri ve çıktıları hakkında kendi kendime varsayımlarda bulunuyorum. Ankara'da salı günü başlayacak olan NATO Zirvesi'yle Türkiye 2004'ten(İstanbul )sonra ilk kez, Ankara ise tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapacak ve bu zirveye 32 NATO üyesi ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılacak. İran Savaşı ile ilgili kritik gelişmelerin yaşandığı dönemde Ankara'da bir araya gelmeleri denk gelmedi tabii. Tesadüfleri hayatımdan kaldıralı hayli zaman oldu. Masada biraz da neyin yenileceği belli. Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımı bence en kritik nokta... Aynadaki kendi yansımasına el sallayan Başkan, bakalım Türkiye'de neye, kime, nasıl işaret edecek? Merak içindeyim. Haa bu arada, Türkiye’ye bundan önce son gelen ABD Başkanı 17 yıl önce, Nisan 2009’da Barack Obama olmuştu. Hayli uzun zaman... Gelelim herkesin bildiği teknik detaylara: NATO Zirvesi'nin resmi programı 6 Temmuz Pazartesi günü NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin gündeme ilişkin düzenleyeceği basın toplantısıyla başlayacak. 7 Temmuz günü öğleden sonra ise dışişleri bakanları düzeyinde düzenlenecek olan İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısı ile müttefikler ilk kez bir araya gelecek. Girişime üye olan Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin dışişleri bakanlarına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yapacak. Zirvenin ilk günü olan 7 Temmuz akşamı verilecek resmi yemekle liderler düzeyinde ilk temas kurulacak. Bu yemek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde düzenlenecek ve konuk liderler ile eşleri katılacak. Aynı akşam, dışişleri bakanları düzeyinde NATO-Ukrayna Konseyi formatında bir çalışma yemeği de yapılacak. Bu toplantıya 32 ülkenin dışişleri bakanlarının yanı sıra Ukrayna Dışişleri Bakanı ve AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas katılacak. Zirvenin ikinci günü olan 8 Temmuz'da ise ana oturum düzenlenecek. Eskiden NATO zirvesi oturumları birden fazla oluyordu. Ancak son yıllarda çok sayıda oturumun verimli olmadığı düşünülerek tek bir ana oturum düzenleniyor. Sadece en başı basına açık olacak olan bu oturumun yaklaşık 3-4 saat sürmesi bekleniyormuş. Oturumun ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin basın toplantısı düzenleyerek zirve sonuçlarını değerlendirmesi de cabası. Ayrıca "AP4" olarak adlandırılan Asya Pasifik dörtlüsü; Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın liderleri de Ankara'da zirve marjında yapılacak toplantılara katılacak. Taahhütler ne olur, masada neler konuşulur, ikili görüşmelerden neler çıkar göreceğiz. Duyduklarımız olacak, duyamadıklarımız da... Bilinenler arasında NATO'nun geleceği, savunma harcamaları, külfet/yük paylaşımı, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler sıralanıyor. Zirvenin en önemli amacı, İttifak'ın birlik ve bütünlüğünü somut şekilde ortaya koymak. Bunun en önemli sembollerinden birisi tüm liderlerin katılımıyla verilecek olan aile(!) fotoğrafı... "NATO 3.0", İttifak'ın dönüşümü ve yeni yapılanma dönemini ifade eden bir kavrammış, bunu ben de yeni öğrendim. NATO 1.0 Soğuk Savaş dönemini, NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrası dönemi tanımlıyormuş... NATO 3.0 ise İttifak'ın yeniden somut askeri güce, caydırıcılığa ve savunmaya dönen, liderliğini ise eskisinden farklı olarak ABD'nin değil, Avrupa'nın üstlenmesini önceleyen yeni dönemini simgeliyormuş; artık nedir, ne değildir bakacağız. Ankara zirvesinin sloganı "Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" olarak belirlenmiş. Buna yorum yapmak istemiyorum. Şimdi hepsini geçiyorum... NATO'yu her ne kadar başlı başına bir bela olarak kabul etsem de, NATO zirvesi güzel bir şey... Oyunu çoktan kuralları ile oynamayı öğrenip, hatta oyun kuran ve yöneten duruma gelmesi beni ziyadesiyle sevindiriyor... Lâkin akıl, o sevincimi gölgelemek istercesine bir şey hatırlatıyor: NATO bu ülkeyi, yani Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak için kolordu kuracak; kolordu demek 20 bin asker demek... Neymiş; asker bizim değil ama yöneten biziz... Ulan... Vallahi ne yaparsam yapayım benim aklım almıyor bu işlere... Tam "alacak, o kapıyı da kapattım" diyeceğim anda yine bir şeyler oluyor... En iyisi kaldığım yerden devam etmek. 80'lik delikanlıya çeviriyorum gözlerimi, delikanlı uykuya dalmış... Kitap kucağında... Sende mi be ihtiyar!... Uyumayın da uyumayın!... Gelen gelsin, giden gitsin eyvallah da; uyumayın! Çay söyledim, mevzu derin...
Ekleme Tarihi: 06 Temmuz 2026 -Pazartesi

NATO DEĞİL NATO ZİRVESİ (Uyandırma seansı, önce kendimi)

07.05 treni... 6 Temmuz 2026...

Yazlık siyah ayakkabı, ütülü siyah kumaş pantolon, siyah gömlek, siyah kasket, siyah kravat ve onun üzerinde altın rengindeki Zülfikar kılıcı kravat iğnesi; parmağındaki altın yüzük ile birbirini dengeliyordu. Düzensiz uzamış, pala bıyıktan biraz daha kısa ama dağınık bıyık yapısı geniş yüzüne o kadar yakışmış ki...

Yerine aheste aheste yerleştikten sonra gözlüklerini çıkarıp siyah çapraz çantasından okuma gözlüklerini çıkaran, 80’inin üzerinde olduğunu tahmin ettiğim bu delikanlı, yazarını göremediğim "Kıssadan Hisse" kitabını çıkarıp okumaya başladı. Hafta sonu arkadaşımın "tam senlik" diye verdiği İsmail Hakkı Aydın'ın kitabını çantaya atmayı unuttuğum için kendi kendime söylenirken, sabah treninde kalemi elime aldıracak adamı görmek sevindirmişti.

Kalın, belirgin damarları ve elinin üzerindeki siyah noktaları anlatmaya çalışırken aklıma dün akşam bir büyüğümün telefonda "NATO ile NATO zirvesi" arasındaki farkı konuşmamız geldi. Ben ısrarla "NATO" derken, büyüğümün "NATO zirvesi" hakkındaki çıkarımı beni bu 80’lik delikanlı hakkında yazı yazmaktan alıkoyuyordu. "Bırak adam ne giyerse giysin, ne okursa okusun, sana ne?" deyip kendi gündemime evriliyorum.

NATO değil, NATO ZİRVESİ!

Sabah treninin dinginliği ile siyasetin oluşturduğu gerçeklik arasında gidip gelen düşüncelerim top gibi... Bir yanda "80’lik delikanlı"nın zamana meydan okuyan duruşu, diğer tarafta ise Ankara’da bir tarihsel dönüm noktasına hazırlanan, gerilimi ve ağırlığı yüksek bir NATO zirvesi...

NATO zirvesine dair:

6-12 Temmuz tarihleri arasında birçok kamu personeli idari izinli sayılacak.

Protokol güzergahları, konaklama yerleri ve zirve alanı "kırmızı alan" olarak belirlendi.

Esenboğa Havalimanı ana kullanım noktası olurken Akıncı Üssü ve genişletilen Etimesgut havalimanları da hazır hâlde.

Bütün alınan bu tedbirler, NATO Güvenlik Ofisi ile koordinasyon içinde yürütülüyormuş.

Zirve haftası boyunca şehir genelinde toplam 4 bin 434 adet açık hava iletişim noktasında farklı konseptlerde tanıtımlar yapılacağına iyi tarafından bakıyorum. Bakışımı, 48 bin 841’i emniyet, 7 bin 447’si jandarma personeli olmak üzere toplam 56 bin 288 güvenlik personelinin görevlendirileceği bilgisi çarpıyor. "Güzel," deyip ülkemizdeki en ufak sıkıntının girdileri ve çıktıları hakkında kendi kendime varsayımlarda bulunuyorum.

Ankara'da salı günü başlayacak olan NATO Zirvesi'yle Türkiye 2004'ten(İstanbul )sonra ilk kez, Ankara ise tarihinde ilk kez bu kadar büyük bir uluslararası toplantıya ev sahipliği yapacak ve bu zirveye 32 NATO üyesi ülkenin devlet ve hükümet başkanları katılacak. İran Savaşı ile ilgili kritik gelişmelerin yaşandığı dönemde Ankara'da bir araya gelmeleri denk gelmedi tabii. Tesadüfleri hayatımdan kaldıralı hayli zaman oldu. Masada biraz da neyin yenileceği belli. Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın katılımı bence en kritik nokta... Aynadaki kendi yansımasına el sallayan Başkan, bakalım Türkiye'de neye, kime, nasıl işaret edecek? Merak içindeyim.

Haa bu arada, Türkiye’ye bundan önce son gelen ABD Başkanı 17 yıl önce, Nisan 2009’da Barack Obama olmuştu. Hayli uzun zaman...

Gelelim herkesin bildiği teknik detaylara: NATO Zirvesi'nin resmi programı 6 Temmuz Pazartesi günü NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin gündeme ilişkin düzenleyeceği basın toplantısıyla başlayacak. 7 Temmuz günü öğleden sonra ise dışişleri bakanları düzeyinde düzenlenecek olan İstanbul İşbirliği Girişimi toplantısı ile müttefikler ilk kez bir araya gelecek. Girişime üye olan Katar, Bahreyn, Kuveyt ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin dışişleri bakanlarına Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ev sahipliği yapacak.

Zirvenin ilk günü olan 7 Temmuz akşamı verilecek resmi yemekle liderler düzeyinde ilk temas kurulacak. Bu yemek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ev sahipliğinde düzenlenecek ve konuk liderler ile eşleri katılacak. Aynı akşam, dışişleri bakanları düzeyinde NATO-Ukrayna Konseyi formatında bir çalışma yemeği de yapılacak. Bu toplantıya 32 ülkenin dışişleri bakanlarının yanı sıra Ukrayna Dışişleri Bakanı ve AB Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas katılacak.

Zirvenin ikinci günü olan 8 Temmuz'da ise ana oturum düzenlenecek. Eskiden NATO zirvesi oturumları birden fazla oluyordu. Ancak son yıllarda çok sayıda oturumun verimli olmadığı düşünülerek tek bir ana oturum düzenleniyor. Sadece en başı basına açık olacak olan bu oturumun yaklaşık 3-4 saat sürmesi bekleniyormuş. Oturumun ardından NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin basın toplantısı düzenleyerek zirve sonuçlarını değerlendirmesi de cabası. Ayrıca "AP4" olarak adlandırılan Asya Pasifik dörtlüsü; Japonya, Güney Kore, Avustralya ve Yeni Zelanda'nın liderleri de Ankara'da zirve marjında yapılacak toplantılara katılacak.

Taahhütler ne olur, masada neler konuşulur, ikili görüşmelerden neler çıkar göreceğiz. Duyduklarımız olacak, duyamadıklarımız da... Bilinenler arasında NATO'nun geleceği, savunma harcamaları, külfet/yük paylaşımı, Rusya-Ukrayna savaşı, Avrupa güvenliği ve Orta Doğu'daki gelişmeler sıralanıyor. Zirvenin en önemli amacı, İttifak'ın birlik ve bütünlüğünü somut şekilde ortaya koymak. Bunun en önemli sembollerinden birisi tüm liderlerin katılımıyla verilecek olan aile(!) fotoğrafı...

"NATO 3.0", İttifak'ın dönüşümü ve yeni yapılanma dönemini ifade eden bir kavrammış, bunu ben de yeni öğrendim. NATO 1.0 Soğuk Savaş dönemini, NATO 2.0 ise Soğuk Savaş sonrası dönemi tanımlıyormuş... NATO 3.0 ise İttifak'ın yeniden somut askeri güce, caydırıcılığa ve savunmaya dönen, liderliğini ise eskisinden farklı olarak ABD'nin değil, Avrupa'nın üstlenmesini önceleyen yeni dönemini simgeliyormuş; artık nedir, ne değildir bakacağız.
Ankara zirvesinin sloganı "Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa" olarak belirlenmiş. Buna yorum yapmak istemiyorum.
Şimdi hepsini geçiyorum... NATO'yu her ne kadar başlı başına bir bela olarak kabul etsem de, NATO zirvesi güzel bir şey... Oyunu çoktan kuralları ile oynamayı öğrenip, hatta oyun kuran ve yöneten duruma gelmesi beni ziyadesiyle sevindiriyor... Lâkin akıl, o sevincimi gölgelemek istercesine bir şey hatırlatıyor: NATO bu ülkeyi, yani Türkiye Cumhuriyeti'ni korumak için kolordu kuracak; kolordu demek 20 bin asker demek...

Neymiş; asker bizim değil ama yöneten biziz...

Ulan...

Vallahi ne yaparsam yapayım benim aklım almıyor bu işlere... Tam "alacak, o kapıyı da kapattım" diyeceğim anda yine bir şeyler oluyor... En iyisi kaldığım yerden devam etmek. 80'lik delikanlıya çeviriyorum gözlerimi, delikanlı uykuya dalmış... Kitap kucağında...

Sende mi be ihtiyar!...

Uyumayın da uyumayın!... Gelen gelsin, giden gitsin eyvallah da; uyumayın!

Çay söyledim, mevzu derin...

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve denizli20haber.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.